10.0 Puan
Artılar
- Dayanıklı Malzeme Tercihi
- Dokunsal Geri Bildirim (Haptic Feedback)
- Yenilenen Ergonomi
- Sessiz ve Net Tıklama Hissiyatı
- Üstün Pil Performansı
- Gelişmiş Sensör
Eksiler
- Sadece Kablosuz Bağlantı
- Düşük Tarama Hızı (Polling Rate)
- Yüksek Fiyat
Sonuç
Logitech MX Master 4, haptic feedback teknolojisi ve aşınmaya dayanıklı yeni malzeme yapısıyla profesyonel fare segmentindeki liderliğini pekiştiriyor. Efsanevi ergonomisini 70 günlük pil ömrü ve her yüzeyde çalışan kusursuz sensörüyle birleştiren bu model, verimliliğini artırmak isteyenler için en güçlü aday olarak öne çıkıyor. Serinin en rafine hali olan bu yeni nesil, teknoloji ve konforu mükemmel bir dengede sunarak iş akışınızı bir üst seviyeye taşıyor.
Logitech MX Master serisi, geçtiğimiz on yıl boyunca üretkenlik odaklı fareler söz konusu olduğunda “en iyilerin en iyisi” olarak zirvedeki yerini korudu. Her yeni model, bu fareyi özel kılan temel DNA’ya sadık kalırken, bir önceki neslin üzerine koyarak masaya yeni özellikler getirmeyi başardı. Serinin en son halkası olan MX Master 4 ise bu mirası devralarak oldukça büyük bir beklentiyi karşılama göreviyle karşı karşıya.
Kişisel deneyimimden yola çıkacak olursam; MX Master 3 piyasaya çıktığında tereddütsüz bir yılbaşı hediyesi tercihi olmuştu. İlk modelin çıkışından bu yana bu fareler, benim iş akışının vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Seleflerinin izinden giden MX Master 4; ergonomik olarak şekillendirilmiş gövdesi, çoklu başparmak tuşları, hem dikey hem de yatay kaydırma tekerlekleri ve zengin jest kontrolü seçenekleriyle geliyor. Gövde yapısı ve malzeme kalitesindeki ince iyileştirmelerin yanı sıra, Logitech’in bu en yeni faresi dokunsal geri bildirim (haptic feedback) teknolojisini de beraberinde getiriyor.
Konfor ve Kullanım Deneyimi
MX Master 4, tasarım dili söz konusu olduğunda maceraya atılmıyor ve seleflerinin o ikonik genel hatlarını koruyor. Sağ elini kullananlar için tasarlanmış, elin içini dolduran heybetli bir fare ile karşı karşıyayız. Üst kısımda iki standart buton, tıklanabilir kaydırma tekerleği ve hemen arkasında tekerleğin modunu (kademeli veya serbest sürüş) değiştiren o bildiğimiz tuş yer alıyor. Yan tarafta ise başparmağınız için geniş, kauçuk kaplı bir dinlenme alanı (içinde gizli bir jest butonu barındırıyor), üç standart yan tuş ve bunların üzerinde konumlanan yatay kaydırma tekerleği bulunuyor. Cihazın altını çevirdiğimizde ise güç anahtarı ve bağlı cihazlar arasında geçiş yapmayı sağlayan Easy-Switch butonu bizi karşılıyor.
Logitech, bu fareyi avuç içinizin gövdeye tam olarak yayıldığı, rahat bir tutuş pozisyonu (palm grip) için tasarlamış. İşaret parmağı ile başparmak arasındaki yükselti, yatay kaydırma tekerleğine ev sahipliği yaparken, başparmak oyuğu ergonomiyi tamamlıyor.
Malzeme Kalitesi ve Tasarım Tercihleri
Grafit renkli modelin ana gövdesinde ABS plastik tercih edilirken, tuşlarda şeffaf, polikarbonat benzeri bir materyal ve yanlarda kauçuk kavrama yüzeyleri kullanılmış. Şeffaf tuşlar pürüzsüz, mat bir dokuya sahip; bu da parmağın kaymadan yüzeye tutunmasını sağlıyor ancak testlerimiz sırasında yüzeyin çizilmeye biraz müsait olduğunu fark ettik. Farenin ana gövdesi ise uzaktan fark edilmeyen ama yakından bakıldığında ışıkla hoş oyunlar yapan noktalı, tırtıklı bir dokuya sahip.
Eski modellerdeki o yumuşak dokulu (soft-touch) plastik hissiyatının kaybolması, ilk bakışta kalite düşüşü veya bir “downgrade” gibi algılanabilir. Ancak uzun vadeli bir kullanıcı olarak ben, kaplamasız plastiği kesinlikle tercih ederim. Hatırlarsınız, MX Master 3 gibi modellerde o yumuşak kaplama zamanla aşınıp parlıyor, hatta yapış yapış (tacky) bir hale gelerek kullanılamaz oluyordu. Yeni malzeme tercihi, farenin ömrünü uzatacak stratejik bir hamle gibi duruyor.
Tuş Hissiyatı ve Performans
Ana butonlar ve kaydırma tekerleği neredeyse “ölüm sessizliğinde” çalışıyor. Buna rağmen, o süngerimsi (mushy) hisse kapılmıyorsunuz; tıklamalar net ve tok bir geri bildirim veriyor. Tekerlek kademeli moddayken her “tık” hareketini parmağınızda hissediyorsunuz. Serbest modda ise tekerlek, kontrolü kaybetmeyecek kadar dirençli ama özgürce dönecek kadar da akıcı.
Yan taraftaki alüminyum yatay kaydırma tekerleği ise her zaman pürüzsüz modda çalışıyor ancak ana tekerleğe göre direnci çok daha yüksek. Bu bilinçli direnç, başparmağınızı hareket ettirirken kazara sayfa kaydırmanızı engelliyor ve hassas kontrol sağlıyor. Yan tekerleğin tırtıklı dokusu kullanımı kolaylaştırırken, tıklama sesi ana tuşlara göre biraz daha duyulabilir seviyede.
Ağırlık ve Sensör Yetenekleri
150 gramlık ağırlığıyla MX Master 4 hafif bir fare sayılmaz. Ancak altındaki pad’lerin kalitesi sayesinde yüzeyde yağ gibi kayıyor. Bu ağırlık, rekabetçi FPS oyunları için ideal olmasa da(zaten bu fare oyuncu faresi değil) uzun soluklu strateji oyunları, zindan maceraları veya bitmek bilmeyen Excel tabloları arasında gezinmek için o güven veren tokluğu sağlıyor.
Sensör tarafında ise 8.000 DPI’lık bir kapasite var ki çoğu kullanıcı muhtemelen bu seviyeye çıkmaya ihtiyaç bile duymayacak. Testlerimde sensör; atlama, titreme veya algılama sorunu yaşatmadan, buzlu ve şeffaf cam yüzeyler dahil her zeminde inanılmaz bir hassasiyet sundu.
Jest Kontrolleri ve Haptic (Dokunsal) Deneyim
MX Master 4’ün en iddialı olduğu alanlardan biri şüphesiz jest kontrolleri. MX serisinin her neslinde gördüğümüz bu özellik, ufak dokunuşlarla evrimleşmeye devam ediyor. Daha önceki modellerde başparmak desteğinin altına, kauçuk yüzeyin derinliklerine gizlenen o meşhur jest butonu, artık yan tarafta standart bir tuş olarak karşımıza çıkıyor. Kişisel görüşüm, bu yeni konumlandırmanın çok daha konforlu ve doğal hissettirdiği yönünde.
Varsayılan ayarlarda bu tuşa basılı tutup fareyi sağa-sola kaydırmak sanal masaüstleri arasında geçiş yapmanızı sağlarken, aşağı kaydırmak pencereleri simge durumuna küçültüyor, yukarı hareket ise işletim sisteminin arama menüsünü açıyor. Elbette Logi Options+ yazılımı üzerinden tüm bu hareketleri özelleştirebiliyorsunuz; ben genelde yatay kaydırmaları masaüstü değiştirmek yerine uygulamalar arasında gezinecek şekilde ayarlamayı tercih ediyorum.
Peki, eski başparmak butonuna ne oldu? O hala orada, ancak görevi değişti. Kauçuk kavrama yüzeyinin altındaki bu tuş artık “Actions Ring” (Eylem Halkası) özelliğini aktif ediyor. Bu, ekranda beliren ve sekiz farklı noktası bulunan sanal, özelleştirilebilir bir pop-up menüsü. Bu noktalara multimedya kontrolleri, uygulama kısayolları veya özel makrolar atayabiliyorsunuz. Hatta kronometre veya zamanlayıcı gibi yerleşik araçları bile buraya eklemek mümkün.
Hem jest kontrolleri hem de Actions Ring, farenin en yeni numarasıyla güçlendirilmiş: Dokunsal Geri Bildirim (Haptic Feedback). Bir oyun kontrolcüsünün titreşim özelliğine benzeyen bu teknoloji, siz jestleri veya halkayı kullandığınızda başparmağınızın altında hafif bir titreşim yaratarak size fiziksel bir tepki veriyor. Titreşimin şiddeti uygulama üzerinden dört farklı seviyede (hafif, düşük, orta, yüksek) ayarlanabiliyor veya tamamen kapatılabiliyor. En yüksek ayarda bile bu titreşimin imleç hassasiyetini bozmadığını belirtmeliyim. Bu özellik iş akışını tamamen “oyunlaştırmasa” da navigasyona kattığı akışkanlık ve tatmin hissi yadsınamaz.
Yazılım ve Özelleştirme
Logi Options+ uygulaması, farenin performansını en ince ayrıntısına kadar yönetmenizi sağlıyor. Smart Actions özelliği sayesinde dokunsal geri bildirimi farenin diğer tuşlarına da atayabiliyorsunuz. Ancak titreşim motoru başparmak bölgesinde olduğu için, diğer tuşlara basarken gelen titreşim biraz garip hissettirebiliyor; en doğal deneyim yine başparmak kontrollerinde.
Logitech, sadece kendi yazılımıyla sınırlı kalmayıp, Adobe Creative Suite gibi platformlar için yerleşik destek sunuyor ve geliştiricilerin kendi yazılımlarına haptic özellikler ekleyebilmesi için bir SDK (Yazılım Geliştirme Kiti) yayınlıyor. Bu hamle şimdilik üretkenlik yazılımları için olsa da gelecekte oyun geliştiricilerin de bu titreşim özelliklerini kullanmasının önünde bir engel yok.
Bağlantı ve Pil Performansı
Dikkat çeken bir diğer donanım değişikliği ise Logi Bolt alıcısında. Alıcı artık USB-A yerine USB-C bağlantısını kullanıyor. Standart 2.4 GHz yerine Bluetooth Low-Energy (BLE) teknolojisinin özelleştirilmiş bir versiyonunu kullanan Bolt, eski modellerdeki 125 Hz tarama hızını (polling rate) koruyor. Çoğu oyuncu faresi 1000 Hz ve üzerine çıkarken bu rakam düşük görünebilir, ancak Logitech yeni çip ve anten tasarımıyla kalabalık sinyal ortamlarında bile çok daha tutarlı ve tepkisel bir bağlantı vaat ediyor.
Düşük güç tüketen bu bağlantı teknolojisi sayesinde pil ömrü muazzam: Tam şarjla 70 gün kullanım ve sadece bir dakikalık şarjla 3 saatlik pil ömrü. İki haftalık yoğun test sürecimde pilin yaklaşık yüzde 30’unu harcadım ki bu da Logitech’in verilerini doğruluyor.
Önemli bir not: Fare sadece kablosuz çalışıyor. USB-C kablosu yalnızca şarj için var, veri aktarımı yapmıyor. Neyse ki şarj olurken kullanmaya devam edebiliyorsunuz (buradan Apple Magic Mouse’a selam olsun). Ancak kablolu veri aktarımının olmaması ve yeni alıcının USB-C olması, Bluetooth veya USB-C portu olmayan eski cihazlarda bu fareyi kullanmayı imkansız kılıyor. Ayrıca kutu içerisinden de bir şarj kablosu çıkmıyor.
Sonuç: Kral Tahtını Koruyor mu?
Logitech MX Master 4, radikal bir devrimden ziyade, zaten başarısı kanıtlanmış bir formülün ustaca rafine edilmiş hali olarak karşımıza çıkıyor. Logitech, “çalışmıyorsa dokunma” mantığını bir kenara bırakıp, “iyi çalışıyorsa, daha dayanıklı ve daha akıllı hale getir” felsefesini benimsemiş.
Özellikle dokunsal geri bildirim (haptic feedback) özelliği, kağıt üzerinde basit bir eklenti gibi dursa da, günlük kullanımda farenin dijital dünya ile fiziksel parmağınız arasındaki iletişimini güçlendiriyor. Bu, iş akışına keyif katan ince bir detay. Daha da önemlisi, yumuşak dokulu kaplamadan vazgeçilip daha sert ve dokulu plastiklere geçilmesi, bu farenin 3-4 yıl sonra bile “yapış yapış” olmadan masanızda duracağının garantisi. Bu, uzun vadeli bir yatırım için kritik bir artı.
Peki, 6.919 TL fiyat bu yatırımı yapmaya değer mi?
Eğer halihazırda bir MX Master 3 veya 3S kullanıcısıysanız, geçiş yapmak için acele etmenize gerek yok; elinizdeki cihaz hala çok yetenekli. Ancak MX Master 2S veya daha eski bir modelden geliyorsanız ya da gün boyu elinizin altından düşürmediğiniz o standart ofis faresinden kurtulmak istiyorsanız, MX Master 4 piyasadaki tartışmasız en iyi seçenek.
USB-C tabanlı yeni Logi Bolt alıcısı, eski tip USB portuna sahip masaüstü bilgisayar kullanıcıları için ufak bir adaptör masrafı çıkarabilir ancak bağlantı kararlılığı ve pil ömrü konusundaki performansı bu ufak pürüzzü unutturuyor.
Özetle Logitech; ergonomiyi, performansı ve yazılım desteğini tek bir potada eritmeyi yine başarmış. MX Master 4, sadece bir fare değil, dijital zanaatkarlar için güçlü bir el aleti.
Logitech MX Master 4 Teknik Özellikler
| Kategori | Özellik Detayları |
|---|---|
| Boyutlar | 128.15 mm (Y) x 88.35 mm (G) x 50.8 mm (D) |
| Ağırlık | 150 g |
| Sensör Teknolojisi | Darkfield Yüksek Hassasiyet (Cam dahil her yüzeyde çalışır) |
| DPI Aralığı | 200 – 8000 DPI (50 DPI’lık artışlarla ayarlanabilir) |
| Tuş Sayısı | 8 adet özelleştirilebilir tuş |
| Kaydırma Tekerlekleri | MagSpeed Smart-Shift Ana Tekerlek + Alüminyum Başparmak Tekerleği |
| Özel Teknolojiler | Dokunsal Geri Bildirim (Haptics), Actions Ring, Smart Actions, Jest Kontrolü |
| Pil ve Şarj | 650 mAh Şarj Edilebilir Pil / 70 gün kullanım / USB-C Hızlı Şarj |
| Bağlantı | Bluetooth 5.1 Low Energy (BLE) ve Logi Bolt USB-C/A Alıcı |
| Uygulama Desteği | Adobe Photoshop, Lightroom, Premiere Pro (Ekim 2025), Zoom |
| Sistem Uyumluluğu | Windows 10/11+, macOS 13+, Linux, ChromeOS, iPadOS 15+, Android 12+ |
